Olgu
33 yaşında erkek hasta, evli, iki çocuklu, memur olarak çalışıyordu.
Neredeyse 1 yıldır uçağa binemiyordu. Eşi ve çocuklarına da “onlara bir şey olur” endişesi ile engel oluyordu. Hatta geçen yaz memlekete kendi arabaları ile amcasınıda yanına alarak gitmişlerdi.
Sürekli gergindi, uykusu iyice bozulmuştu. Kendini işine veremiyordu. Devamlı aklında endişe vardı. Bu durumdan dolayı işyerinde de sorular yaşıyordu.
Gün içinde sık sık eşini, annesini, babasını arıyor ve iyi olduklarından emin olmak istiyordu. Çocuklarını servisten almıştı. Servis aracı kaza yapabilir ve çocuklarını kaybedebilirdi.
Uzun süredir asansöre binemiyordu. Sanki içeride kalacak ve onu kimse kurtaramıyacaktı. Tüm tanıdıkları “çok evhamlısın biraz rahatla” dese de kendine söz geçiremiyordu.
Erken Tanı İpuçları
Her insan, günlük yaşamda değişik konularla ilgili kaygı veya endişe duyabilir. Sağlık, aile veya çocuklar, mesleki konular, maddi konular gibi alanlardaki sorunlar, birçok insanı kaygılandırabilir. Aslında kaygı, bizim günlük sorunlarla baş edebilmemiz için hazırlıklı olmamızı ve tehlike durumundan daha çabuk kurtulmamızı sağlar. Ancak bu tür kaygılar baş edilebilir düzeydedir. Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) olan kişilerde ise sürekli ve aşırı bir endişe durumu vardır. Bu aşırı endişe, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkiler ve günlük yaşam etkinliklerini sürdürmesine engel olur. Herhangi bir neden yokken ya da nedeni olsa bile durumla uygunsuz olan, aşırı ve denetlenemeyen nitelikteki endişe YAB’ın temel belirtisidir. Çoğu zaman kişi endişelerinin aşırı olduğunun farkındadır, ancak bunu denetleyemezler ve bir türlü sakinleşemezler. Bu kişiler her durumda en kötü sonucu düşünürler, iyi bir olasılık ya da geriye dönüş mümkün değildir. Çevrelerinde olan herşey kendi kontrolleri dışında gelişir. Çevrelerinde “aşırı evhamlı” olarak tanınırlar. Yorgunluk, dikkat bozukluğu ve yoğunlaşamama, en ufak sesle kolayca irkilme, uykuya dalamama ve gece sık sık uyanma diğer önemli belirtilerdir. Ayrıca başağrısı ve kas ağrıları, yutma güçlüğü, titreme ve seyirmeler, terleme, tahammülsüzlük, bulantı, sersemlik hissi, sıcak basması gibi fiziksel yakınmalar da eşlik edebilir. Genelde aşırı endişe; sağlık, aile, iş veya para gibi konularla ilgilidir. YAB, her 100 kişinin 5-6’sında yaşamlarının herhangi bir zamanında görülebilir. Kadınlarda erkeklerden iki kat daha sık görülür ve başlama yaşı ortalaması 20’dir. Ancak ileri yaşlarda da görülebilmektedir.
Tanı
A. En az altı aylık bir sürenin çoğu gününde birtakım olaylar ya da etkinlikler (işte veya okulda başarı gösterebilme gibi) ile ilgili olarak aşırı kaygı ve kaygılı beklenti (kuruntu) vardır.
B. Kişi, kaygılarını denetim altına almakta güçlük çeker.
C. Kaygı ve kaygılı beklenti, belirgin bir sıkıntıya neden olur ve ailevi, toplumsal, mesleki veya diğer alanlarda bozulmaya yol açar.
D. Bu kaygıya aşağıdaki belirtilerden üçü (ya da daha çoğu) eşlik eder.
- Huzursuzluk, gerginlik, sürekli diken üzerinde olma
- Kolay yorulma
- Odaklanmada güçlük çekme veya zihin boşalması
- Kolay kızma
- Kas gerginliği
- Uykuya dalmakta veya uykuyu sürdürmede güçlük, dinlendirmeyen uyku uyuma
Erken Tanının Tedaviye, Prognoza Etkisi ve Tedavinin Ana Hatları
Çoğunlukla YAB’u olan kişiler ilk başvurularını psikiyatri dışı kliniklere yaptıkları için uygun tedavinin başlanması gecikmektedir. Tedavi başlansa bile tedaviler uygun dozlarda ve yeterli süre uygulanmamaktadır. YAB’lı hastaların çoğunluğu uygun tedaviden yarar görür. Tedavide hem ilaç hem de psikoterapi uygulanmaktadır. Önemli olan hastaların psikiyatriye başvurmaları ve tedavilerini düzenli uygulamalarıdır.
YAB tedavisinde kullanılan ilaçların etkin oldukları iyi bilinmektedir. Asıl amaç, kaygı ve gerginliğin hızla tedavi edilmesidir. Tedavide kullanılan ilaçların ciddi yan etkileri ve bağımlılık riskleri yoktur. İlaç tedavisinin etkisi birkaç haftadan sonra başlar. Önerilen ilaçlar, belirtiler tamamen düzelene kadar sürmelidir. Tam düzelme sağlandıktan sonra da tedaviye en az 1 yıl daha devam edilmelidir.
YAB’nin psikoterapisinde yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Özellikle bilişsel davranışçı terapilerin ilaç tedavisi ile birllikte kullanılması iyi sonuçlar vermektedir. Hasta öncelikle hastalığının ne olduğu ve sebepleri konusunda eğitilmektedir. Bunun yanı sıra nefes alma ve çeşitli gevşeme egzersizleri, stresle başa çıkma yöntemleri ile kişinin rahatlaması sağlanır. Ayrıca çeşitli ödevler verilerek, kişi, kaygı verici durumlara karşı duyarsızlaştırılır.